Grafimet Tasarım Beyni



Anadolu’da özellikle tarım ile geçinen bazı köylerde, yaşları biraz ilerlemiş özel insanlar yaşamaktadır. Bu özel insanlar Ağustos ayının ikinci yarısında çevredeki ormanlara veya dağlara doğru kısa bir yolculuğa çıkarlar. Yaklaşık iki haftalık kısa gezintiden dönen bu özel insanlar, tüm köy halkını kahvehaneye toplar ve konuşmaya başlar;

- Ey ahali! Eylül ayı ilk yarısı sıcak geçecek, lakin yağmurlar ikinci yarısında başlayacak. Ekim ayının üç haftası yağış alacağız. Kasımın son haftası ilk kar köyümüze düşecek…

Bu özel insanlar tüm köylüye gelecek Ağustos ayına kadar tüm hava durumunu verirler. Köy halkı bu öngörülere göre tarlasına ne ekeceğine ve ne zaman ekeceğine karar verir.

Peki, bu insanlar nasıl hava tahmini yapabiliyorlar? Neden Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün web sayfasına bakmıyorlar ki?

Eğer baksalardı görecekleri tahmin en fazla 5 günlük olacaktı. Tüm o uzaydaki uyduların, süper bilgisayarların ve yapay zekâ programların, yani teknolojinin geldiği son noktanın görebildiği en uzak zaman dilimi 5 gündür. Ayrıca, 6. günden itibaren yapılan tahminlerin bilimsel bir değeri de yoktur. Tahminlerin güvenirliliği bu günden itibaren %20’nin altına düşmektedir. Fakat bu özel insanlar, hava durumunu 12 aylık periyotta, 15’er günlük çözünürlükte %50’nin üzerinde güvenirlilikte tahmin edebilmektedir. Bu nasıl mümkün olabilmektedir? Tabi ki doğa gözlemlerinden elde ettikleri verileri beyinlerinin bilinçdışı bölgesi ile değerlendirerek…

Beynin, otomatik olarak karar veren bilinçdışı (algısal) bölgesi 500 milyon yıllık bir sürede gelişmiştir. Düşünerek karar veren beyinin ise 50 bin yıllık bir geçmişi vardır. Bu ne anlama gelmektedir? Beş duyu organı ile elde edilen bilgilerin %99’unu algısal, yani bilinç dışı beyin işlemekte, geri kalan %1’lik veriyi ise rasyonel beyin, yani bilinç işlemektedir. Rakamsal olarak ifade etmek gerekirse, beynimiz saniyede 11 milyon bitlik veri işlerken bunun sadece 40 bitlik veri kısmı, düşünen rasyonel beyin tarafından işlenebilmektedir.

Günlük aktivitelerimizin %90’nını otomatik pilotta, yani bilinçsiz bir şekilde yaparken geri kalan %10’nu düşünerek yapmaktayız. Tüketici için de bu bilimsel gerçek geçerlidir. Tüketici, satın alma kararının %90’nını algısal beyin tarafından işlenen bilgiler ile %10’luk kısmını ise rasyonel olarak düşündüğü bilgilerin değerlendirilmesi ile vermektedir. Karar beynin hangi bölgesi ile verilmiş olursa olsun, insanoğlu kararlarını en fazla faydayı elde edecek şekilde verir.

Tüketici, ihtiyaçları karşılanarak mutlu olmak ve hayat kalitesini arttırmak ister. Markalar ise, kendi değerlerini ve mesajlarını tüketiciye doğru bir biçimde aktararak, ürünü ile tüketiciyi mutlu edeceğini, onun yaşam kalitesini arttıracağını anlatmaya çalışır. Bu süreç her iki tarafın kendi faydalarını maksimize etme çabaları ile devam eder.

İletişimde önemli olan ne anlattığın değil, karşı tarafın ne algıladığıdır. Markaların kendi mesajlarını ve söylemek istediklerini tüketiciye aktarabilecekleri araçlardan en önemlisi, ürünlerinin ambalajlarıdır. Ambalaj, satın alma kararı verilme anında ve sonrasında tüketici ile baş başa olan markanın tek temsilcisidir. Bu nedenle ambalajın doğru bilgiyi, doğru bir biçimde tüketiciye aktarabilmesi gerekmektedir. Bu da ancak doğru tasarlanan ambalajlar ile başarılabilmektedir.

Peki, bir ambalaj nasıl doğru tasarlanır. Gelin hep birlikte “Grafimet Tasarım Beyni”nin içine bakarak anlamaya çalışalım.

Doğru ambalaj tasarım için Grafimet Tasarım Beyni’nin üç girdiye ihtiyacı vardır; Bilgi, Deneyim ve Yetenek. Grafimet Tasarım Beyni, ambalaj tasarım alanında kullanabileceği tüm bilimsel bulguları güncel olarak takip eder. Bu bulguları, nörobilim, nöropazarlama, psikoloji v.b. gibi disiplinlerden elde ettiği gibi aynı zamanda sosyo-semiyotik araştırma sonuçlarından da çıkarmaktadır. Toplanan güncel bilimsel bulguları, 12 yıllık Türkiye ambalaj tasarım piyasası deneyimi ile sentezleyerek, hedef tüketiciye uygun bilgi haline dönüştürür.

Sürecin bu kısmına kadar olan işlemleri, Grafimet Tasarım Beyni sadece %10’luk kısmını kullanılarak, rasyonel olarak yapar. Bundan sonra devreye algısal beyin, yani Grafimet Tasarım Beyni’nin %90’lık bölümü girer. İşte bu aşama fark yaratılan bölümdür. Hepimizin bildiği gibi, sadece yazılı kaynaklar veya bilgi ile “en iyi” olunabilseydi, yemek tarifi kitaplarını okuyan herkes çok iyi bir aşçı olurdu. Ve üçüncü girdi olan “yetenek” burada sürecin %90’nını yöneterek fark yaratmaya başlar…

Grafimet Tasarım Beyni, dağlara ve ormanlara doğru kısa bir yolculuğa çıkar. 500 milyon yılda gelişmiş olan bilinçdışı bölgesini kullanarak, doğanın kendisine sunduğu tüm işaretleri algılar. Bir süre sonra bu kısa geziden döner ve markalara, ambalajlarının nasıl doğru tasarlanacağını anlatmaya başlar…


  • Instagram - Black Circle
  • facebook-square
  • LinkedIn - Black Circle

Registered

Trademark